Eylül 15th, 2008

Henüz bekar olmama rağmen böyle bir kitap okuma gereği duydum kendimde… Okumalıyızda! Evli iken bazı şeylerin farkına varmaktansa evlenmeden evvel tedbir almak çok daha mantıklı geliyor bana… Hekimoğlu İSMAİL bu güzel kitabında Aile içi yaşamın, çocuk eğitiminin, eşler arası ilişkilerin nasıl düzene oturtulacağını, nasıl kaliteli bir eş olunacağını, Aile içinde Müslümanlığın nasıl yaşanması gerektiği yine o sade ve yalın anlatımıyla, kısa hikayeler ile çok güzel anlatmış. Evlilik de esas olanın "Saadet" olması gerektiğini, eşlerin ömürleri boyunca bir birlerini tamamlayıcı olmalarını gerektiğini, kısa ve gereksiz mevzuu lardan büyük problemler çıkabileceğini bu nedenle ev içerisinde Erkeğin "Beyefendi" Kadının ise "Hanımefendi" olması gerektiğini vurguluyor. Kitap özetlenecek cinsten bir kitap değil alınıp okunmalı… Ama hazır Ramazan-I Şerifin bu mübarek havasını soluyorken kitap da bahsi geçen kısa bir mevzuu yu sizlerle paylaşmak isterim;
Okumaya devam… »
Eylül 13th, 2008

O kadar çok şey oluyor ki etrafta başımı kaldıramıyorum neredeyse… Sonra yine o amansız düşünceler yapışıyor yakama haydi diyor düşün bakalım bu yolun sonu nerede! Düşünüyorum, düşünüyorum düşündükce boğuluyorum… Yüreğim sızlıyor… Objektif’e inandığım kadar Subjektif’e inanıyormuyum? Ben Allah’ı seviyormuyum? Düşünceler dipsiz bir kuyu ben minicik bir taş? Kulağımda biri soruyor o sordukca benim yüreğim Sızlıyor.. Demek Allah’ı Seviyorsun ha! diyor .. Evet, elbette diyorum.. Peki o vakit neden şu okunan kelamı Allah’ın kelamını anlamıyorsun diyor… Sızlıyorum…
Okumaya devam… »
Eylül 9th, 2008

Oturmak ve düşünmek o zamanları… Nasıldı acaba? Peygamber efendimiz ile aynı mescidde olmak O’nun ağzından Allah kelamı dinlemek nasıl bir duyguydu… O zaman dan bu zaman’a çok şey değişti evet ama değişmeyen bir şey var ki O’nu kainat yansa yok edemez değiştiremezler O Kur’an dır… Allah kelamıdır… Hafızların beyninde hece hece harf harf yazılan, yazdırılan kelamdır…
Okumaya devam… »
Eylül 7th, 2008
Yılların çok eski olduğu günlerdi.. Babam o eski radyosunu açmış bir türkü dinliyordu… Sesi boğuk o zamanlarda bana pek cazip gelmeyen bir ses tonu ile Toprak diye bağıran bir dede… Baba ma kaç defa "ne anlıyorsun şunlardan" dediğimi dün gibi hatırlarım… Ve işte seneler geçti.. Şimdi dedemi ben ellerimle açıyorum ve bin "aah" içinde tebessümlerle tekrar tekrar dinliyorum…
İşte o dedemizden Âşık Veysel Şatıroğlu’ndan Kara Toprak türküsü ile sizleri başbaşa bırakıyorum…
Okumaya devam… »
Eylül 5th, 2008

Başımı kaldırdım Arş’a
Allah dedim ne varsa
Al benide yanına…
Bu vuslat bana fazla
mesut…