İnzal Gecemiz Mübarek Olsun…

Ağustos 15th, 2008

İnzal yani Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gece… Beraat gecesi… Kurutuş, yeniden doğuş, asla gidiş, yok oluş gecesi… Gece karanlıktır simsiyah ay ışığıdır fakat bu gece bambaşkadır… Bu gece Yüce Yaradan "af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifâ dileyen yok mu;şifâ vereyim" diye biz Kullarına buyurur. Kaçımız bu muntezam çağrıya kulak veririz bilmem ama bilinmelidirki senede bir gün eriştiğimiz bu güzel gece çok kıymettardır… Allah bizleri kıymetini bilenlerden eylesin… Gündüzünü oruç ile gecesini kalbii huzur ve kalbii ibadet ile geçirerek rızasını kazanmayı nasib eylesin bizlere…. 

Okumaya devam… »

Biri bu hatibi durdursun!

Ağustos 14th, 2008

‘Eskiden her şey güzeldi, modern zamanlar kaka’cılardan değilim. Ama sayın okur, bazı şeyler var ki, sahiden eskiden daha güzelmiş. Düğünler mesela. Birleştiren, kaynaştıran, evlilik çağı gelmiş diğer gençlerin de tanışmasına vesile olan, gençleri evliliğe özendiren, yaşlıları hayatlarının baharı ile yüzleştirip tatlı tatlı ölüme hazırlayan, çocukları şekerlemeye, tatlıya, gazoza boğan, eğlenmenin ‘dağıtmak’ anlamına gelmediği, günün mutlu bir gün gibi hitama erdiği düğünler, sahiden eskide kalmış.

Okumaya devam… »

Hastayız biz…

Ağustos 10th, 2008

İşte yine aynı nokta yine aynı husus konumuz garip mahluk İnsan ve Onun şifası Hastalık. Ben çok bencil ve kendini bilmez bir Kul’um. Elim, ayağım, gözüm, kulağım der dururum halbu ki bunların bir sahibi var O’nu hep unuturum. Şimdi bu duyan kulaklarım duymasa? Veya bu gözler alemi bir daha görmese deliririm belkide… İnsan sahip olduğunun kıymetini ancak kaybettiğinde anlayabiliyor.

Okumaya devam… »

Yokluk yoktur

Ağustos 6th, 2008

Çocuk sorar: "Anne tencerede ne var?" Annesi cevap verir: "Hiçbir şey yok!" Hiçbir şey yok, denen tencerenin hacmi var. Sıfırın bir değeri yok. Değeri olmayan sıfır, bir rakamını on yapar. Yüz sene evvel bu dünyada yoktuk. Bu nasıl yokluk ki hepimiz oradan geldik. Yoktan var olmak. Yüz sene sonra bu dünyada olmayacağız. Peki nerede olacağız? Yüz sene evvel neredeysek yüz sene sonra orada olacağız. Yokluk yoktur.

Okumaya devam… »

Bir gün…

Ağustos 3rd, 2008

Ey İstanbul diyerek çıktım bu gün evden…
Elimde bir kitap birde değiştirmek istediğim elbisemle hemen her haftasonu meskenim olmuş SultanAhmed e doğru yollara vurdum kendimi… İlk iş elbisemi değiştirmekti Selam verdim anlattım halimi “Elbette” dedi güzel abim… Bilenler bilecektir ki SultanAhmed camii nin hemen yanındaki hediyelik eşya satan bir yer burası… Elbisemi çok güzel şu an karşımda bana ışık saçan iki ayrı tablo ile değiştirdim.. Birinde “Allah” diğerinde “Muhammed” yazıyor… Okumaya devam… »